301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Haber Detayı
05 Ocak 2020 - Pazar 00:00 Bu haber 1760 kez okundu
 
2020 yılının ilk Kitap Fuarı Adana’da
Yılın ilk Kitap Fuarı olma özelliğini taşıyan ve Türkiye Yayıncılar Birliği iş birliğiyle, ÇUFAŞ Çukurova Fuarcılık AŞ, Adana Valiliği ve Büyükşehir Belediyesinin desteğiyle gerçekleştirilen Çukurova 13. Kitap Fuarı Adanalı ziyaretçilerine kapılarını açtı..
GÜNDEM Haberi
2020 yılının ilk Kitap Fuarı Adana’da

HABER: BAYRAM BULUT

FOTOĞRAF: VEDAT ZÖHRE

 

TÜYAP Adana Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi’nde açılan fuar ilk gün olmasına rağmen yoğun ilgi gördü. Açılış kent protokolünün katıldığı bir törenle gerçekleştirildi.

  

Fuar hakkında bilgiler veren TÜYAP Anadolu Fuarları AŞ Genel Müdürü Cihat Alagöz, 2019 yılında fuarcılık alanında rekorların kırıldığını belirtti. Geçen yıl tüm fuarlarda ziyaretçi rekorları kırdıklarını anlatan Alagöz, bu sene yeni rekorlara ulaşacaklarına inandıklarını aktardı.

Ardından konuşan Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı Kenan Kocatürk, Türkiye’de 2018 yılında Bağımsız Türkiye Yayıncılığı’nın 423 Milyon 602 Bin 828 adet kitap yayınladığını söyledi. Türkiye’de yayıncılık sektöründe genelde şehir efsanelerinin dolaştığını anlatan Kocatürk, Türkiye’de kitap okumuyoruz. Kitap okuyanımız az. 10 Bin kişiye bir kitap düşüyor gibi cümleler kullanılıyor. Bunların hepsinin şehir efsanesi olduğunu söylüyorum. Neden söylüyorum. 2018 yılında Bağımsız Türkiye Yayıncılığı 423 Milyon 602 Bin 828 adet kitap yayınladı. Bunu Turizm ve Kültür Bakanlığı’nın kitapların arkasına yapıştırdığı bandrollerle görüyoruz. 423 Milyon kitap ürettik. Bu geçen seneki üretimin yüzde 3.16 fazlası. Evet çok zor bir yıl geçiriyoruz. Çok zor şartlar altında yayıncılık yapıyoruz.  Ama yayın evlerinin okurlarıyla arasındaki bağı güçlü tutması, sektöründe ayakta kalmasını, sıkıntılarını çözerek yürümesini gündeme getirdi.” dedi.

Türkiye Yayıncılar Birliği öncülüğünde kurulan Okuma Kültürünü Yaygınlaştırma Platformu için (OKUYAY) KONDA Araştırma ve Danışmanlık tarafından hazırlanan "Türkiye Okuma Kültürü Araştırması 2019" raporundan bahseden Kocatürk, sözlerini şöyle sürdürdü;

"Bir başka veri daha vermek istiyorum sizlere. Okuma kültürü meselesi ülkenin en can alıcı meselelerinden bir tanesi. Sadece bizim değil, tüm dünyanın bir meselesi. Hatta 0-12 yaş arasındaki tüm ülkeler rekabetçi bir nesil yetiştirmek için okuma kültüründen başka hiçbir argümanları yok. OECD’nin 78 ülke arasında 15 yaş arası çocuklarda yaptığı sınavlarda, Türkiye okuduğunu anlamada 40. sırada. Fen bilimlerinde 42. sırada. Bu geçmiş yıllarda bizi ön plana çıkartmış olsa bile OECD ortalamasının altında görünüyoruz. Birazcık altındayız. Türkiye’nin bir başarısı var okullaşma konusunda OECD ülkeleri arasına çok daha başarılı. Fakat okuma kültürü meselesini neden önemsiyoruz.

Bugün bilgi öyle bir hale geldi ki, var olan bilgiyi metinin içerisinden çıkartmak, kritizi etmek, mukeme etmek ve bu bilgiyi kullanma anlamına geldi. Bütün bu dijital dünyanın kirlenmesiyle beraber bütün ülkelerin kendi çocuklarının eğitimi noktasında da eğitimin çok önemli olduğunu söylüyorlar. Peki okuma kültüründe biz neredeyiz? Türkiye’nin okuduğunu anlama konusunda bir sıkıntımız var. Bunu nasıl geliştireceğiz. Aynı zamanda kendi içinde de Milli Eğitim Bakanlığı’nın ABİDE diye bir proje ile 4. Ve 8. Sınıflar arasında yaptığı bir anket var. Bu anketle Milli Eğitim Bakanlığı bir ders çıkartıyor. Çok acı bir şey söyleyeyim size de. Yüzde 41’i neredeyse Türkçe’yi bilmiyor. Yüzde 35’i orta düzeyde biliyor. Yüzde 35’i ise Türkçe’yi çok iyi kullanıyor. Rekabetçi bir nesil yetiştireceksek okuma kültüründen başka yapacağımız hiçbir şeyimiz yok.”

Okuma seferberliği yaratılması konusunda bilgiler veren Kocatürk, “Onun için bir seferberlik yaratmamız gerekiyor. Bu seferberliğinde hem okullarımızda, hem aile ve evlerde anne ve babalara düşen görevlerde var. Anne ve babalar örnek olarak okumazsa, televizyon seyrederek çocuklarına oku demesinin hiçbir anlamı olmaz. Onun için okuma önce ailelerden başlamalı. Aynı zamanda okullara düşen görevlerde var. Bütün bunlarla ilgili hem Milli Eğitim Bakanlığına, hem Kültür Bakanlığına önemli görevler düşüyor.  Sınıf kitaplıkları, okul kütüphaneleri kurulması halk kütüphanelerinin yaygınlaşması, yerel yönetimlerinin de halk kütüphaneleri gibi kütüphaneler açması ve gezici kütüphanelerle, yoksul bölgelere ulaşmasını sağlaması lazım. Bizim ülkemizin önemli örnek insanlarından bir tanesi eşekli kütüphaneci Mustafa Güzelgöz, bundan 50 yıl önce Niğde’nin köylerine kitapları eşeğiyle götürerek, aydınlanmanın bir anlamda öncüsü oldu. Bize de bugün bir görev düşüyor. Bu görevler devlete düşerken, bizlerde kendi kendimize hep şikayet eden öneren insan olmayalım dedik.” ifadelerini kullandı.

Yaptıkları araştırmada Türkiye’nin okuduğunu sonucu ile karşılaştıklarını belirten Kocatürk, “Türkiye Yayıncılar Birliği Avrupa Birliği’nin hibe ve programlarından bir tanesinde Türkiye’nin 10 büyük sivil toplum kuruluşundan bir tanesi haline geldi. 500 Bin EURO’luk büyük bir projede okuma kültürünü yangınlaştırma platformu adı altında bir proje yaptı. Bu proje kabul gördü. Bu proje çerçevesinde okuma kültürüyle ilgili kim ne gibi çalışmalar yapıyor, bunun bir haritasını çıkartalım dedik. Bu haritayı yaptırdık. Türkiye’de 362 tane sivil toplum kuruluşu, aktivist, öğretmen, platformlar, websiteleri okuma kültürünü doğrudan geliştirmek için çalışmalar yapılıyor. Bunların öbeklenmesine göre de, birde araştırma kültürü araştırması yapalım dedik. Bu araştırmada aslında Türkiye okuyormuş. Yaklaşık 9 bin kapı çalındı. Bunun 3 Bin tanesi ile yüz yüze görüşüldü.” diye konuştu.

Kocatürk, insanlarının okumanın öneminin farkında olduğunu vurgulayarak, “Bu görüşmelerin sonunda okuma kültüründe 15 yaşının üzerindeki insanlarla yapılan bu görüşme sırasında toplumun yüzde 42’si “ben okuyorum” diyor. Yüzde 18’i “ben geçmişte okudum” diyor. Yüzde 16’sı “çok evvel okudum” diyor. Yüzde 22’side çok samimi bir şekilde “kitapla mitapla hiçbir işim olmaz” diyor. Bu rakam kıta Avrupa’sında 24 okumuyorum diyor, biraz ilerisinde Romanya’da yüzde 49 okumuyorum diyor. Bu toplum o kadar çok okumaya önem veriyor ki, herkes çocuğunun okuması ve toplumun içerisinde iyi bir yere gelmesi için mücadele ediyor. Yüzde 22’de okumak çok önemli okumak diyor. Bu proje kapsamında 4 bölge seçtik. Bu 4 bölgenin arasında Adana oldu. Salı günü Adana’da çalışmamız olacak. Bu konuda yerel yönetimlerinde el vermesi gerekiyor.  Türkiye’de yaklaşık 400 Bin çeşit kitap var. Bu kadar çeşit kitabı hiçbir kitap evinde bulamazsınız. Bu fuarda bizim tespitimize göre 60 bin çeşit kitap var.” şeklinde konuştu.

Kocatürk’ün konuşmasının ardından söz alan Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar da "Hepimizin gençleri kitap okumaya davet etmesi, onları teşvik etmesi ve o konuda yapması gerekenleri yapması ülke açısından son derece önemlidir." dedi.

Son olarak konuşan Adana Valisi Mahmut Demirtaş ise, 2020'nin ilk günlerinde, yeni yılın getirdiği yeni umutlarla ve yeni heyecanlarla, bu yılın ilk fuarının kitap fuarı olmasından duyduğu  memnuniyeti anlatarak sözlerine başladı.  Karanlık zihniyetlerin ve cehaletin, en büyük düşmanının hiç kuşkusuz kitaplar olduğunu vurgulayan vali Demirtaş, “Kitap Fuarları okuyan, okuduğunu iyi yorumlayan, olayları geniş açıdan gören, bilgisini insanımızın ve insanlığın hizmetine sunan kitlelerin buluştuğu müstesna ortamlardır. Ülkemizin önemli kitap fuarlarından biri olan Çukurova Kitap Fuarı da onlarca yazar ve yayınevini, binlerce okuyucuyla bir araya getiren, bölgemizin en büyük kitap fuarıdır. Bu bağlamda düzenlenecek etkinlikler, söyleşiler ve imza günleriyle Adana kültür dünyasını aydınlatacak fuarın, bu yıl da büyük etki oluşturacağına ve ziyaretçi rekoru kıracağına yürekten inanıyorum.” dedi.

Etkinlikler vasıtasıyla Adana’nın sosyal ve kültürel yaşantısına hizmet etmek, Adana’nın tanınmasını ve bilinmesini artırmaya çalıştıklarına dikkat çeken Vali Demirtaş, “Malumunuz olduğu üzere dünden bugüne toprakları gibi insan kaynağı da mümbit Çukurova’da yetişen pek çok şair, yazar ve sanatçı ülkemizin kültür ve sanat dünyasını aydınlatmıştır. Bugün de ziyaretçi olarak bu kapıdan giren çocuklarımız, geleceğin güçlü kalemlerine dönüşecek; sanat ve edebiyat dünyamıza yön vereceklerdir.  Adana, kültür ve sanatın Güneydeki başkentidir. Artık gelenekselleşen Çukurova Kitap Fuarı, Uluslararası Tiyatro Festivali, Uluslararası Altın Koza Film Festivali, Portakal Çiçeği Karnavalı ve Adana Lezzet Festivali birer Adana markası olarak vitrindeki yerini almıştır.  Hedefimiz, tüm bu etkinlikler vasıtasıyla Adana’nın sosyal ve kültürel yaşantısına hizmet etmek, Adana’nın tanınmasını ve bilinmesini artırmaktır.” şeklinde konuştu.

Adana’da kültür ve sanat meşalesinin alevini, her daim diri tutacaklarını vurgulayan Vali Demirtaş, “Saydığım bu ses getiren etkinliklerle, bunu büyük ölçüde başardığımıza inanıyorum. Önümüzdeki dönemde de bu ve benzeri etkinlikleri hayata geçirmeye devam edeceğiz. Her alanda olduğu gibi edebiyat, kültür ve sanat alanlarında da kamu, özel sektör ve STK’larımızla el ele verecek; Adana’yı yılın her günü sanat ve sanatçıyla buluşturacağız. Adana’da kültür ve sanat meşalesinin alevini, her daim diri tutacağız. Bu vesileyle ülkemizin önemli kültür duraklarından biri olan 13. Çukurova Kitap Fuarının ülkemizin ve şehrimizin kültür ve sanat dünyasına önemli katkılar sağlamasını temenni ediyorum. Fuar’ın düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyor; sizleri sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum.” diye konuştu.

 Konuşmaların ardından fuarın açılış kurdelesi kesildi. Ardından ise, Vali Demirtaş ve beraberindeki heyet tek tek stantları dolaştı.

Geçen yıl 363 bin 575 kişiye ev sahipliği yapan fuarın bu yıl 300 yayınevini ağırladığı öğrenildi. Panel, söyleşi, atölye çalışmaları ve çocuk etkinliklerinden oluşan 70 kültür programının da düzenleneceği fuar, 12 Ocak tarihine kadar ücretsiz ziyaret edilebilecek.

Kaynak: Editör:
Etiketler: 2020, yılının, ilk, Kitap, Fuarı, Adana’da,
Yorumlar
Haber Yazılımı UA-135638674-1