301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Haber Detayı
25 Temmuz 2019 - Perşembe 00:37 Bu haber 2137 kez okundu
 
“Basın; kontrol edilebilir noktaya kadar geriledi!”
Sansürün Kaldırılışı’nın 111.Yıldönümü çerçevesinde ÇGC tarafından düzenlenen etkinlikte, sansürün artarak devam ettiğine dikkat çekildi…
YAŞAM Haberi
“Basın; kontrol edilebilir noktaya kadar geriledi!”

24 Temmuz Basından Sansürün Kaldırılışının 111.yıldönümü Çukurova Gazeteciler Cemiyeti’nin gerçekleştirdiği etkinlikle kutlandı. ÇGC Başkanı Cafer Esendemir’in evsahipliği yaptığı etkinliğe Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut, Adana Baro Başkanı Av.Veli Küçük, ÇGC Mali Sekreteri Mutlu Mete, Yönetim Kurulu üyesi Süreyya Uri, Hüseyin Arat ve Yusuf Baştuğ, TSYD Adana Şube Başkanı Kurtul Çakın ile basın mensupları katıldı.

 

Etkinlik çerçevesinde ilk olarak; kadın gazeteciler tarafından Atatürk Anıtı’na çelenk konularak,  Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere tüm Şehitlerimiz ve ebediyete intikal etmiş basın mensupları için 1 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

Katılımcılar daha sonra Basın Özgürlüğü Anıtı’na geçti.

Katılımcılar saygı duruşunda bulunduktan sonra ÇGC Başkanı Esendemir, Büyükşehir Belediye Başkanı Karalar, CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut, Adana Baro Başkanı Av.Küçük, TSYD Adana Şube Başkanı Kurtul Çakın ve Yönetim Kurulu Üyeleri Basın Anıtı’na çelenk koydu. Başkanlar daha sonra Özgürlük Meşalesini birlikte yaktı.

 

ÇGC Başkanı Cafer Esendemir burada yaptığı konuşmada, Türk basınının her geçen gün kan kaybettiğini, demokrasilerdeki 4.güç olma işlevini yitirdiğini ve kontrol edilebilir bir noktaya gerilediğini dile getirdi.

Başkan Esendemir, geçmişte Al-i Kararnameler’le baskı altına alınan ve sansürlenen Türk basınının, günümüzde de sansür edildiğini, çeşitli uygulamalar ve yöntemlerle susturulmak istendiğini söyleyen Başkan Cafer Esendemir konuşmasında şu görüşlere yer verdi:

“24 Temmuz ülkemizde her yıl BASIN BAYRAMI olarak kutlanıyordu. Ancak günümüzde bayram olmaktan çıktı.  Yüzlerce gazeteci hakkında davalar açılıp, soruşturmalar sürerken, onlarca gazeteci cezaevlerinde tutuklu ve hükümlü bulunurken, 24 Temmuz’un bayram olarak kutlanması düşünülemez.

Ülkemizde yürürlükte olan yasalar yüzünden basın baskı altına alınıp, gazetecilerin çalışma alanları daraltılıp, görevini yerine getiremez ve düşüncelerini özgürce ifade edemez hale getirildi.

Bugün geldiğimiz noktada; Türk Basını her geçen gün kan kaybederken,  demokrasilerdeki 4.kuvvet olma özelliğini yitirmiş, kontrol edilir noktaya kadar gerilemiştir.

Geçmişte ‘Ali Kararnamelerle’ baskı altına alınan ve sansürlenen Türk basını; bugün de devam eden uygulamalar ve süregelen çeşitli yöntemlerle sansür edilirken, basın özgürlüğünden ve sansürün kaldırıldığından bahsetmek asla sözkonusu olamaz. Ekonomik ve siyasi koşulların aleyhinde gelişmesi sonucu, teknolojik gelişmelerin de gerisinde kalan basın güç kaybetmiş, iktidarların kontrol etme arzusuna yenik düşmüş, güvenilirliğini yitirmiştir.

Basın özgürlüğünü tehdit eden, halkın düşünce ve ifade özgürlüğünü engelleyen yasa ve yönetmelikler yüzünden; yazdıkları yazılar, çizdikleri karikatürler ve yaptıkları yorumlar nedeniyle gazeteciler işlerini kaybederken, bir çoğu da çeşitli cezalarla karşı karşıya bulunmaktadır.

Çok sesliliğe, farklı düşüncelere tahammülü olmayan bazı çevreler, basın özgürlüğünü kendileri için tehlikeli gördükle-rinden dolayı; basını kontrol altına almak amacıyla önlemler alma yoluna giderken, çeşitli baskıların yetmediği yerlerde gazeteleri satın alarak, özgürce yazmak ve düşüncelerini dile getirmek isteyen gazetecileri işten atarak, sendikasızlaştırarak, yandaş basın yaratarak, kendileri için dikensiz gül bahçesi yaratmak istemektedir.

Gelinen noktada; Dünya Basın Özgürlüğü sıralamasında ülkemiz maalesef çok gerilerdedir.. Bu karanlık tablo bize yakışmamaktadır. Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün hedef gösterdiği muasır medeniyetler içerisindeki yerimizi almak bir yana, basındaki kara tablo açısından Afrika’daki kabile devletlerin bile gerisinde yer almamız utanç vericidir.

Yerel medya açısından durum daha da vahimdir. Her geçen gün maliyetlerdeki artışın yanı sıra gelir kaynakları daralan yerel medya, son olarak çıkarılmak istenen torba yasa tasarısıyla önemli bir gelirden de mahrum bırakılmak istenmektedir.

“İcra İlanlarının Yerel Medyada Yayınlanması Zorunluluğu”nu ortadan kaldıran tasarının yasalaşması halinde Anadolu’da yüzlerce gazete kapısına kilit vururken, yüzlerce gazeteci de işsiz kalacaktır. Bu tasarı yerel basının idam fermanıdır.

Zaten kıtkanaat geçinen, asgari ücreti bile zamanında alamayan yerel medya çalışanları evine ekmek götüremez hale gelmiştir. Çalıştıkları yerel medya kuruluşları da ayakta durmakta zorlanmaktadır.

Özgür gazetecilik asla suç sayılmamalıdır. Basın özgürlüğünü zedeleyen yasalar bir an önce yürürlükten kaldırılmalıdır.

Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün de ifade ettiği gibi, “Basın bir milletin müşterek sesidir. Basın özgürlü-ğünden doğan sakıncaların giderilmesinin yolu yine özgür basından geçer”…

Bu duygu ve düşüncelerle;

Özgürce çalışabilen, mesleğini basın meslek ilkeleri doğrultusunda onuruyla yapabilen, cezaevlerinde tutuklu ve hükümlü gazetecilerin bulunmadığı, düşünce ve ifade özgürlüğü önündeki engellerin kaldırıldığı bir TÜRKİYE umuduyla, 24 Temmuz Gazetecilerin MÜCADELE ve DAYANIŞMA GÜNÜ kutlu olsun…”

 

KARALAR= BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNÜN OLMAZSA OLMASI, EKONOMİK ÖZGÜRLÜĞÜDÜR

Törene katılan Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar da yaptığı konuşmada, ekonomik özgürlüğü olmayan basının birilerine dayanmak, bağlanmak ve oradan talimat alarak iş yapmasının kaçınılmaz olduğunu dile getirerek, basın özgürlüğünün olmazsa olmazının ekonomik özgürlüğünden geçtiğine dikkat çekti.

Başkan Karalar konuşmasında şu görüşlere yer verdi=

“Bugün hem Türkiye Cumhuriyeti’nin laik, aydın, demokratik kuruluş günüdür, Anayasasının yazıldığı gündür. Yani; Lozan’ın seneyi devriyesidir. Aynı güne denk gelmesi aslında çok anlamlı. Basından SansürünKaldırılışı’nın 111.yıldönümüyle aynı güne denk gelmesiyle aslında anlamlı. Basından Sansürün Kaldırılışı’nın yıldönümüyle birlikte kutluyoruz. Ekonomik özgürlüğü olmayan her kuruluş, her yapı, her insanın biriberine dayanmak, bağlanmak, oradan talimat alarak iş yapması kaçınılmazdır.

Dolayısıyla yerel basının da ekonomik özgürlüğü olmazsa aynı sonuçlar doğar. Basının çok önemli bir görevi ve misyonu vardır. Demokrasilerde 4.güçtür. Ama bu gücünü yerine getirebilmesi için o şartların da oluşması gerekir. Ne yazık ki; son yıllarda zaten sıkıntıda olan yerel basında, genel basında daha çok sıkıntıya girmiştir. Hele hele son dönemlerde yerel basının gelirinin azaltılması konusunda alınan karar yerel basını bir sıkıntıya daha düşürmüştür.

Dileğimiz O’dur ki; çok kısa sürede basının da ülkenin de önü açılır. Demokratik bir ülke yapısına kavuşur. Türkiye basını da görevini yapar. Çünkü basının görevini yapması, halkın doğru haber alma görevini yapması, bu ülkede çok önemlidir. Eğer basın bir ülkede haber alma özgürlüğünü yerine getiremiyorsa, bsir yerlerden talimat alarak yapıyorsa, o ülkede demokrasiden bahsetmek zaten sözkonusu değildir. Aynı bizim ülkemizde olduğu gibi. Biz yerel basının her zaman yanındayız. Düzgün, doğru ve objektif olarak yayın yapan, vatandaşın haber alma hakkını yerine getiren yerel basının yanındaydık, Adana Büyükşehir Belediyesi olark da yanında olmaya devam edeceğiz. Ben bir kez daha 24 Temmuz Basından Sansürün Kaldırılışı’nın 111.yıldönümünü kutluyor, sevgiler saygılar sunuyorum…”

 

BARUT= SON 17 YILDA BASIN ESKİSİ KADAR ÖZGÜR DEĞİL

CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut ta törende yaptığı konuşmada; özellikle son 17 yılda basının eskisi kadar özgür olmadığını, dünya genelinde Türk basınının özgürlük klasmanında son sıralarda yeraldığını ifade etti.

CHP Milletvekili Barut, “Basından Sansürün Kaldırılışı’nın 111.Yıldönümü nedeniyle bugün bir arada bulunuyoruz. Aslında bugün Lozan Barış Anlaşması’nın yıldönümünü de kutluyoruz. Her iki etkinlik de bizim için çok önemli. Lozan da önemli, basından sansürün kaldırılışı da. Ancak gelinen noktada basından sansürün kaldırıldığını söylemek mümkün değil, o yüzden de basının bayramıdır diyemiyoruz.

Bence 111 yıl önce basın daha özgürdü, daha hür iradeye sahipti. Her geçen yıl özellikle de son 17 yıl, maalesef basınımız eskisi kadar özgür değil. Ülkemiz basın özgürlüğü konusunda son sıralarda yer almaktadır. Bu tablo da bize yakışmamaktadır. Ben gazetecilerin daha özgürce yazabildiği, insanlarımızın haber alma hakkını daha özgür şekilde kullanabildiği, gazetecilerin ekonomik özgürlüklerine kavuştuğu günler temennisiyle, 24 Temmuz Basından Sansürün Kaldırılışı’nın 111.yıldönümünde basınımızın Dayanışma ve Mücadele Günü’nü kutluyorum”diye konuştu.

 

AV.KÜÇÜK= İCRA İFLAS İLANLARININ YEREL BASINDA YAYINLANMA ZORUNLULUĞU’NU KALDIRMAYA YÖNELİK TASARI, BASIN ÜZERİNDE HAKİMİYET KURMA ÇABASIDIR”

Adana Baro Başkanı Av.Veli Küçük, 24 Temmuz’da Basından Sansürün Kaldırılışı’nın 111.Yıldönümünü kutlamanın yanı sıra Türkiye Cumhuriyeti açısından büyük bir öneme sahip olan Lozan Anlaşması’nın 96.yıldönümünün de kutlandığını söyledi. Başkan Küçük, torba yasa tasarısıyla gündeme getirilen, “İcra İflas İlanlarının Yerel Basında Yayınlanma Zorunluluğu’nu kaldıran taslağın, iktidarın yerel ve yaygın basın üzerinde hakimiyet kurma çabası olduğuna dikkat çekti.

Başkan Küçük, “Destansı zaferimizin diplomatik başarıyla taçlandığı Lozan Antlaşması’nın 96.yıldönümünü de bu vesileyle kutluyorum. Bugün Cumhuriyet Gazetesi, Sözcü Gazetesi çalışanları ve içerisinde avukatların da bulunduğu arkadaşlarımız cezaevlerinde.

Bugün aslında çok anlamlı bir gün. Siyasal iktidarın yerel medyaya, yaygın medyaya hakimiyet mücadelesinin, etkisi altına alma mücadelesinin, basında yayınlanan icra ilanlarının ortadan kaldırılmasına yönelik çabalarının üst düzeye geldiği günümüzde çok daha anlamlı.

Bu yapı üzerinden sunulan ilanların duyurulmadığını, insanlarımıza iletilmediğini hepimiz biliyoruz. O yüzden bu çaba, maksatlı, kasıtlı ve başta yerel basın olmak üzere basınımızı zor durumda bırakacak, bağımlı kılmaya sebebiyet verecek, çok sakıncalı ve yanlış bir uygulama. Umut ediyorum ki; Meclisten geçmez ve bir an önce rafa kaldırılır. Ben basın emekçisi dostlarımızın başta Çukurova Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Cafer Esendemir’in şahsında , hepinizin dayanışma ve mücadele gününüzü kutluyorum. Basın meşalesinin yandığı güzel günler diliyorum…” dedi.

Kaynak: Editör:
Etiketler: “Basın;, kontrol, edilebilir, noktaya, kadar, geriledi!”,
Yorumlar
Haber Yazılımı UA-135638674-1